Sitemizi Hosgeldiniz Umariz iyi Eglenceler gecirirsiniz ! Iletisim : alaturkabaord@hotmail.com

Ne Mutlu Türküm Diyene

Ne Mutlu Türküm Diyene

Terörü Lanetlioruz !

Terörü Lanetlioruz !

10 Şubat 2008 Pazar

İşte PKK'nın Para Kaynağı Avrupa Ülkeleri

İşte PKK'nın Para Kaynağı Avrupa Ülkeleri

Haber:  İşte PKK'nın Para Kaynağı Avrupa Ülkeleri

44. Münih Güvenlik Politikası Konferansı'nın Konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Birçok Ülkede Maddi Kaynak Bulmasını Eleştirmesi, Gözleri Örgütün Avrupa'daki Para Kaynaklarına Çevirdi.işte O Ülkeler

44. Münih Güvenlik Politikası Konferansı'nın açılışında konuşan Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, AB'nin PKK'yı terör örgütü ilan etmesine karşın birçok ülkede maddi kaynak bulmasını eleştirmesi, gözleri örgütün Avrupa'daki para kaynaklarına çevirdi. Almanya'dan Hollanda'ya, Rusya'dan İsviçre'ye, Danimarka'dan Fransa'ya kadar birçok ülke terör örgütüne finansman yönünden destek çıkıyor. Terör örgütünün en önemli finans desteğinin uyuşturucu ve insan kaçakçılığı olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, örgüte ve onun Avrupa'daki örgütlenmelerine karşı duyarsız kalan bazı ülkelerin tutumlarının kendi toplumlarına ciddi zarar verdiğini kaydetti. Erdoğan'ın eleştirileri, dikkatleri terör örgütüne destek çıkan ülkelere çevirdi. Terör örgütünün beş farklı ülkede banka hesabı olduğu biliniyor. Örgütün para trafiğini ise ERNK (Kürt Demokratik Halk Birlikleri) düzenliyor. Bu birime bağlı Diplomasi ve Kurumsal Siyasi Çalışmalar Kurulu'nun altında, KNK-KUK isimli Kürt Ulusal Kongresi ve KON-KÜRD (Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu) var. Bu iki kuruluş da örgüte gelir sağlayıcı çalışmalar yapıyor. KON-KURD, 9 federasyonu kontrol ediyor. Örgütün yurt dışı yapılanması ise şöyle: İskandinavya Kürt Barış Konseyi, Fransa Kürt Halkı ile Dayanışma Kurulu, Belçika Kürt Halkına Yürütülen Savaşa Hayır Kurulu, İngiltere Londra Kürt İlişkiler Grubu, İngiltere Kürdistan İnsan Hakları Projesi, ABD'de Kürt Enformasyon Agi. Almanya'da yaşayan Türk nüfusun yoğunluğu teror örgütünün Avrupa alanındaki faaliyetlerinin organizesinde bu ülkeyi önemli bir merkez haline getirdi. 1993 yılında PKK terör örgütünün Almanya'da resmen yasaklanmasına rağmen faaliyetler, paravan isimlerle kurulan 33 dernekle yürütülüyor. Terör örgütünün cephe faaliyetlerini yürütmek üzere bu ülkede kurulan ERNK ile bu paraleldeki diğer dernek ve kuruluşlarca Türk işcileri arasında PKK'ya eleman kazandırmak amacıyla propaganda faaliyetleri sürdürülüyor. Terör örgütünün son zamanlarda içine düştüğü eleman sıkıntısı nedeniyle bu ülkedeki sempatizan konumundaki kişileri legal görünümlü organizasyonlar bünyesinde seminer ve toplantılarla siyasi eğitime tabi tutularak önce Ortadoğu'ya sonra da Türkiye'ye gönderiliyor. Ayrıca, yine aynı amaca yönelik olarak örgüt, mülteci ve kaçak statüsünde bulunan oturma izni olmayan kişileri bu ülkede aktif örgütsel faaliyetlerde bulunmaya zorluyor. Çeşitli vesilerlerle organize edilen geceler, açılan yardım kampanyaları, yayınlanan gazete ve dergilerin zorla satılması ile örgüt adına zorla para toplama faaliyetlerinden elde edilen gelirler terör örgütünün finans kaynaklarını oluşturuyor. Bu yollarla elde edilen gelirin yıllık 150 milyon Euro civarında olduğu tahmin ediliyor. İsveç hükümeti ise, PKK'yı terör örgütü olarak kabul etmekle birlikte Avrupa'daki pek çok ülke gibi Kürt dernekleri federasyonu şemsiyesi altında faaliyet gösteren paravan kuruluşlara müsamaha gösteriyor. Terör örgütünün doğrultusunda İsveç'te faaliyet gösteren yaklaşık 42 dernek, İsveç Kürt dernekleri federasyonu adı altında çalışma yürütüyor. Yunanistan da, Türkiye'de işlemiş oldukları terör suçları nedeniyle adli takip ve soruşturmadan kaçarak ülkelerine sığınan teröristlere siyasi sığınma, kamp ortamı sağlama, silahlı eğitim, sağlık hizmeti verme ve barınma imkanı gibi kolaylıklar sunuyor. Terör örgütü, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde rahatça faaliyet gösteriyor. Yakalanan teröristlerin ifadelerinden; özellikle 1994 yılından itibaren Türkiye ve Avrupa'dan çeşitli yollarla Yunanistan'a gönderilen PKK militanlarının bu ülkede örgüte ait mevcut kamplarda patlayıcı madde eğitimine tabi tutuldukları ve bu eğitimi tamamlayan militanların gorevlendirildikleri metropol iller ve turistik bölgelerde bombalı saldırılar yapmak üzere Türkiye'ye giriş yaptıkları anlaşılıyor.

Huzurevinde Çıkan Yangında 11 Kişi Hayatını Kaybetti, 6 Kişi Ağır Yaralı

Huzurevinde Çıkan Yangında 11 Kişi Hayatını Kaybetti, 6 Kişi Ağır Yaralı
Avusturya'nın Batısında Almanya ve İsviçre Sınırı Yakınlarındaki Huzurevinde Çıkan Yangında 11 Kişi Hayatını Kaybetti.Avusturya'nın batısında Almanya ve İsviçre sınırı yakınlarındaki huzurevinde çıkan yangında 11 kişi hayatını kaybetti.
Avusturya Vorarlberg eyaletinin başkenti Bregenz ormanlarında Egg kasabasındaki huzurevinde çıkan yangında 11 kişinin hayatını kaybettiği 6 kişinin de ağır yaralandığı bildirildi. Yangında, 6 kişinin kendi imkanlarıyla kurtulduğu ifade edildi. Yangın sırasında huzurevinde 2'si personel 48 kişinin olduğu belirtildi.

Yetkililerden edinilen bilgiye göre, Vorarlberg eyaletine bağlı Bregenz şehrinin Egg kasabasındaki huzurevinin bir odasında çıkan yangının, tüm binayı hızla sardığı bildirildi.
İtfaiye ekipleri, yerel saatle 19.00'da çıkan yangının saat 21.00'e kadar devam ettiğini ve ilerleyen saatlerde yangının kontrol altına alındığını, cankurtaranların 23 kişiyi güvenli bölgeye taşıdıklarını kaydetti.
300 kurtarma görevlisinin yanı sıra 8 itfaiye aracı, 250 itfaiye görevlisi 10 nöbetçi doktor ve 65 sağlık memuru olay yerinde bulunuyor.
140 yıllık 3 katlı yaşlılar yurdu, 1'inci katında çıkan yangın sonucu kül oldu. Ölenlerin çoğu yatağa bağlı yaşayanlardı. Kömürleşmiş cesetler olay yerinden çıkarılarak yakındaki bir okula götürüldü.
Yetkililer kimlik belirleme çalışmalarının sürdüğünü, cesetlerin tanınmaz halde olması nedeniyle kimliklerin DNA testiyle belirleneceğini bildirdiler. Yetkililer, "Yangın yerinde Türk var mıydı?" sorusuna ise "Huzurevine Türklerin ziyaret için gelip gittiği biliniyor ama kimlikler DNA testiyle belirlendikten sonra açıklanacak" diye cevap verdi.
Yangının çıkış sebebi henüz bilinmiyor.

9 Şubat 2008 Cumartesi

Kara carsaf yaktilar

Kara carsaf yaktilar
Türban düzenlemesine karşı en sert ve sıradışı tepki İzmir'den geldi. DSP İzmir İl Başkanlığı, düzenlediği eylemle yüksek öğretim kurumlarında başörtüsü kullanılmasına serbestlik getiirlmesine yönelik yasal düzenleme çalışmalarını protesto etti. Yürüyüş sırasında protesto amacıyla sembolik olarak kara çarşaf giyen bir grup kadın, istiklal marşı söylemeden önce çarşaflarını çıkardı. Grup daha sonra düzenlemeyi protesto adına çarşaf yaktı.

Ata'ya türban sikayeti

Ata'ya türban sikayeti
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Cumhuriyet Kadınları Derneği'nin öncülüğünde türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasını protesto etmek için onbinlerce kişi “222-A: 2. Ayın 2'sinde Saat 2'de Anıtkabir'de" sloganıyla Atatük'ün huzurunda buluştu. TBMM Anayasa Komisyonu'ndan da geçen türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini protesto etmek için Başkent'e gelen 54 sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve üyeleri Anıtkabir'de toplandı.
Anıtkabir içindeki alandaki toplanan grup "Tayyip türbanı Bahçeli'ye tak", "Türkiye laiktir laik kalacak", "Satılmış AKP, işbirlikçi MHP" sloganları attı. Kalabalığın içinde türbanlı kadınların da bulunduğu dikkat çekti.
Aslanlı Yol'dan birlikte yürüyerek Atatürk'ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunulduktan sonra katılımcılar adına, ÇYDD Ankara Şubesi Başkanı Ülkü Günay mozoleye çelenk koydu. Ardından, hazırlanan ortak metin, Anıtkabir Ziyaretçi Defteri'ne Günay tarafından yazıldı. Günay Anıtkabir Ziyaretçi Defteri'ne şunları yazdı:
"Yüce Atatürk, güzel yurdumuz zorlu bir dönemeçten geçiyor. Cumhuriyetimizin temelini oluşturan kazanımlarımız iktidarın ve yandaşlarının siyasi emellerine kurban edilmek isteniyor. Ulus devletleri milletlere ve inançlara bölerek birbirine düşürmek isteyen enperyalizm şimdi de ülkemizde kutsal din duygularını araç edinerek, cumhuriyetimizin temel ilkelerinden olan laikliği ortadan kaldırmaya çalışıyor. Devrimlerimizle karanlıklardan aydınlığa çıkmayı başarmış olan kadınlarımız esaret simgesi olan türbana mahkum edilmek isteniyor. Bu esaret de 'özgürlük' gibi gösteriliyor. Biz bu oyunun farkındayız ülkemizi karşı devrimin işgaline teslim etmeyeceğiz. Sizden güç alarak buradayız. Ayakta ve uyanık olmaya devam edeceğiz"

Hacettepe de tepki koydu

Hacettepe de tepki koydu
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Senatosu'ndan yapılan yazılı açıklamada, yüksek öğretimde başörtüsü yasağının kaldırılmasına yönelik Anayasa değişikliği çalışmalarına ilişkin ''Bu girişimin, üniversitelerimizi de kapsayan pozitif düşüncenin, çağdaş demokrasinin ve kişi özgürlüklerinin teminatı olan laiklik ilkesine yönelmiş bir tehdit olduğu açıktır'' denildi. Açıklamada, bütün üniversiteler gibi Türkiye'deki üniversitelerin de ''bilimsel düşüncenin egemen olduğu çağdaş bilim yuvaları'' olduğu vurgulandı. Anayasa ve Yükseköğretim Kanunu uyarınca ülke sorunları ve üniversitelerin bütününü ilgilendiren düzenlemelerde görüş belirtmenin, üniversitelerin asli görevlerinden biri olduğuna işaret edilen açıklamada, Senato'nun konuya ilişkin şu görüşlerine yer verildi:
''Üniversiteler, bilimsel bilgi üreten, ürettiği bilgiyi paylaşan ve bunları gençlere bilimsel yöntemlerle öğreten kurumlardır. Aklın, eleştirel düşüncenin egemen olması gereken üniversitelerde, bilim dışı düşüncelerin peşine düşmek, laik ve demokratik cumhuriyetin çağdaşlaşma felsefesine de aykırıdır. Üniversite, 'fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller' yetiştirir. Özgürlük, hiçbir inancın ve kişinin etkisinde kalmadan, bireyin kendi iradesiyle kendi aklını kullanabilmesidir. Dolayısıyla inanç etkisindeki karar ve davranışların üniversite ortamında yeri olamaz.
Üniversiteyi inançların yaşanacağı yer haline getirmek, üniversite içinde farklı yaşam alanlarının oluşmasına ve akademik tartışma ortamının ortadan kalkmasına yol açar. Başörtüsü kavramı çerçevesinde açıklanmaya çalışılan üniversitelerde türban serbestliğini, yukarıda tanımlanan özgürlük anlayışının bir parçası olarak gösterme çabaları kaygı vericidir. Bu girişimin üniversitelerimizi de kapsayan pozitif düşüncenin, çağdaş demokrasinin ve kişi özgürlüklerinin teminatı olan laiklik ilkesine yönelmiş bir tehdit olduğu açıktır.
Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin yavaş yavaş yıpratılmaya çalışıldığı, bölücü ve dış güçlerin ülkemizin geleceğini tehdit ettiği bir dönemde, üniversitelerimizin iç barışını bozacak ve demokratik rejimimizi farklı bir biçime dönüştürecek bu girişim, son derece tehlikeli sonuçların doğmasına neden olabilecektir.
Hacettepe Üniversitesi Senatosu olarak laikliği, özenle korunması gereken bir cumhuriyet ilkesi ve dini inançların teminatı olarak görüyoruz. Hacettepe Üniversitesi, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bağımsız düşünebilen, özgür, laik insanlar yetiştirmeye devam edecektir.''

Iran'da icki idami

Iran'da icki idami

Öğrenci ajansı İSNA'nın haberine göre, başkent Tahran'da yaşayan 22 yaşındaki Muhsin adlı kişi, içki içmek suçundan idama mahkum edildi.
www.bilderbox.at
İran'da içki içen bir kişinin idam cezasına çarptırıldığı bildirildi.
Kararı veren Tahran ceza mahkemesi yargıçlarından Celil Celili, İran ceza yasasına göre, iki kez içki içtiği saptanan ve ikisinde de kırbaç cezası uygulanan kişinin, üçüncü kez de aynı fiili işlemesi durumunda öldürülebileceğini söyledi.
Celili, idama mahkum edilen kişinin içki içme suçunu 4 kez işlediğinin belirlendiğini kaydetti.
İdama mahkum edilen kişinin avukatı Aziz Nokendei de müvekkilinin içki yüzünden daha önce 3 kez tutuklandığını ve her defasında da kırbaçlandığını söyledi.
Vatana ihanet, cinayet, tecavüz, silahlı soygun, hırsızlık, uyuşturucu kaçakçılığı ve dinden dönme gibi suçların idamla cezalandırıldığı İran'da içki içmek de yasak. Ancak içki yüzünden idam cezasının nadiren verildiği belirtiliyor.
İran, dünya genelinde idam cezasını en fazla uygulayan ülkeler arasında yer alıyor.
Yargı Erki Başkanı Ayetullah Haşimi Şahrudi, geçen hafta yayımladığı bir genelgeyle idam cezalarının halka açık infaz edilmesinin yasaklandığını bildirmişti.

Erdogan Almanya'ya gitti

Erdogan Almanya'ya gitti
Başbakan Erdoğan, Almanya'nın Ludwigshafen kentinde 9 Türk'ün öldüğü yangının tüm boyutlarıyla açığa çıkması, saldırı, kundaklama, sabotaj gibi bir durum söz konusuysa bunun aydınlatılması için ilk andan itibaren Alman makamlarıyla temasta olduklarını belirterek, ''Bunun neticelendirilmesi, toplumumuzun bu konuda doyurucu bilgilerle teskin edilmesi şarttır'' dedi. Resmi bir ziyaret için Almanya'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulunan Erdoğan, ziyareti sırasında Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin yanı sıra Avrupa Birliği katılım süreci ve bölgesel konuları ele alma fırsatı olacağını belirterek, Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarının sorunlarının da gündemde özel bir yer tuttuğunu ifade etti. Hafta başında Ludwigshafen kentinde meydana gelen yangın faciasının derin bir üzüntü yarattığını belirten Erdoğan, "Frankfurt'ta yangın bölgesine gitmek suretiyle buradaki incelemelerin neticesini ilgililerden alacağız" dedi.